Kaya gazı ile Rus doğal gaz şirketi Gazprom için işler tersine döndü

Vlademir putin Gazprom 313

Bulgaristan 2009 yılında, Rus doğal gaz şirketi Gazprom’dan indirim yapmasını talep ettiğinde isteği geri çevrilmişti.

Geçen sonbaharda ise sindirilme sırası Gazprom’a geçti. Bulgaristan doğal gaz devinin fiyatlarında yüzde 20 indirim yaptığını açıkladı.

Bulgaristan’ın eski Maliye Bakanı aynı zamanda anlaşmanın müzakere edilmesine de yardımcı olan Simeon Djankov, “Eskiden olduğu gibi gözümüzü korkutamazlar, pazarlık görüşmelerindeki zayıflıkları da bunu gösterdi,” dedi. Djankov, “Bize, bizim onlara ihtiyacımız olduğundan daha fazla ihtiyaç duyduklarını düşünüyoruz ve bunu lehimize çevirdik.” dedi.

Gazprom’un bir zamanlar hırslı taktikleri ve kendi belirlediği fiyatları dayatmasıyla tanındığı Avrupa’da, müşteriler yeni kaynaklara yöneliyor. ABD’de patlama yapan kaya gazı üretimi dünya çapında kullanılmakta olan diğer yakıtların büyük miktarlarda serbest kalmasını sağladı. Örneğin ABD’de artık kömür kullanılmıyor. Bu yeni durum, Avrupalı müşterilerin Gazprom’dan milyarlarca dolarlık indirim koparmasını sağladı ve daha da fazlası için bastırıyorlar.

Avrupa Gazprom’un en karlı pazarı. Şirket, boru hattı ağlarıyla Avrupa Birliği’nin doğal gaz ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılıyor.

Gazprom’dan geçen Salı yapılan açıklama ise, Avrupa’ya yapılan satışların yaklaşık yüzde 9 düşmesi sonucu 2012’de net karınının 6,5 milyar dolar, diğer bir deyişle yüzde 15 azaldığını ortaya koydu.

Gazprom, Rusya’yı enerjide bir süper güç yapmak isteyen Vladimir Putin’in amiral gemisi. Rusya’nın en büyük dördüncü petrol üreticisi olan şirket, 20 yıl önce Sovyet Doğal Gaz Bakanlığı tarafından kuruldu ve çoğunluğu devlete ait. Diğer yandan ülkedeki yasalara göre Gazprom doğal gaz ihraç etmesine izin verilen tek Rus şirketi.

Şirketin son zamanlarda karşı karşıya kaldığı sorunlar, Rusya’nın yüzde 10’undan fazlası ihracat gelirlerine bağlı olan ekonomisini de etkiliyor. Putin bu yılın başında, şirketi ihracattaki düşüşün önüne geçememekle suçladı. Mart ayında konuşan bir hükümet yetkilisi ise, durakyasayan doğal gaz ihracatının, Putin’in yıllık yüzde 5 olan büyüme hedefinin tutturulamamasında en büyük etken olacağı uyarısında bulundu.

Putin Ekim’de, Gazprom’a stratejisini “kaya gazı devrimi” olarak adlandırdığı yeni duruma göre adapte etmesi çağrısında bulundu.

Kremlin şu sıralar, Gazprom’un tekeline son vermeyi ve uluslararası pazarlara satmak üzere, sıvılaştırılmış doğal gaz üretimi için daha hızlı davranan rakip şirketlerin önünü açmayı düşünüyor.

Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) satışlarında Rusya’nın payı yalnızca yüzde 4.

Dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerine sahip olduğunu iddia eden Gazprom, fiyatlama modeline güveniğini belirtti. Avrupa’nın doğal gaz üretimi son yıllarda düştü. Gazprom yetkilileri ise Avrupa’nın daha fazla gaza ihtiyacı olacağını ve fiyatları çok fazla indirmeye gerek olmadığını belirtti.

30 Mart’ta devlet televizyonuna konuşan Gazprom Başkanı Alexei Miller, ABD’de hidrolik kırılma yöntemiyle elde edilen kaya gazının etkisinin önemli olmadığını, bunun bir balon olduğunu ve yakında patlayacağını düşündüğünü belirtti.

Gazprom Salı günü, ilk çeyrekte Avrupa’ya yaptığı ihracatın geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 5 arttığını belirtti. Avrupa’da beklenmedik bir soğuk dalgası talebi arttırırken Asya’ya ise daha fazla LNG ihracatı yapıldı. Gazprom, bunun spot fiyatları arttırmasına rağmen fiyatlama modelinin müşterilere verdiği değeri ortaya koyarak fiyatlarında değişiklik yapmadığının altını çizdi

2000 yılında yönetime geçen Putin, stratejik sektörlerde önde gelen şirketlerin devlet kontrolünde olduğu tekelin en önemli parçası olarak Gazprom’u seçti. Şirketin yönetimine kendi müttefiklerini getirdi.Sektör yöneticileri ve Avrupalı yetkililere göre, Gazprom dağal gazpiyasasındaki güçlü konumunu diğer uluslararası enerji şirketleri ve Avrupa hükümetlerini zorlamak için kullandı ve Kremlin’in dış politikasının bir aracı haline geldi. Avrupalı yetkili, özellikle eski Sovyet bloğu ulusları olmak üzere gücünün zirvesindeki Gazprom’un Avrupa’daki müşterilere fiyatları dikte ettiğini ifade etti.

Ukrayna’nın gazı iki kez kesildi

İlk şok 2006 yılında geldi. Gazprom, fiyatlar konusunda anlaşmazlık ve ayrıca ülkenin ödeme yapmadığı iddialarıyla, kışın ortasında Ukrayna’nın gazını kesti. Bu durum Doğu ve Orta Avrupa’ya yapılan nakillerin de olumsuz etkilenmesine yol açtı.

Batılı liderler Moskova’yı politik hedefleri için enerji zenginliğini kullanmakla suçlarken Gazprom 2008 yılında gaz fiyatları rekor seviyelere yükseldiğinde zirveye oturdu. CEO Miller, enerji fiyatlarının daha da yükseleceğini ve Gazprom’un 1 trilyon sermaye ile dünyadaki en büyük şirket olacağını tahmin ediyordu. Putin ise OPEC’e benzer bir doğal gaz birliği kurmayı düşünüyordu.

Küresel mali krizin petrol fiyatlarını düşürmesi dahi Gazprom’un yaklaşımını değiştirmedi. Şirket 2009’da sözleşme hükümlerine yönelik anlaşmazlıklar nedeniyle Ukrayna’nın gazını bir kez daha kesti. İki taraf yeni bir anlaşma üzerinde anlaşana kadar aynı boru hattının ucundaki Bulgaristan günlerce donmaya mahkum oldu. Ülkeyi ne NATO ne de AB üyesi olması kurtarmıştı.

Gazprom’un sözcüsü Kupriyanov yakın bir zamanda, Ukrayna’nın gazını kesmenin itibarlarını ciddi şeklinde zedelediğini kabul etti.

Ancak artan kaya gazı üretimi sayesinde enerji dünyasında dengeler değişiyor. ABD, 2010 yılında beklenmedik bir şekilde Rusya’yı alt ederek dünyanın en büyük doğal gaz üreticisi ünvanını aldı.

Arz artar talep düşerken spot piyasada gaz fiyatları geriledi. Gazprom ise buna rağmen gaz fiyatlarını yüksek petrol fiyatlarına göre belirlemekte ısrar ediyor.

Buna karşılık Norveçli Statoil daha esnek davrandı ve Gazprom’un tersine gaz satışları yükseldi.

ABD’de elektrik şirketleri kömürden daha ucuz olan gaza döndü. Bu sayede ABD’deki kömür Avupa’ya satıldı. Buradaki elektrik şirketleri de daha pahallı olan gazdan kömüre döndü. Tüm bunlar sonuç olarak Rusya’nın doğal gazına olan talebin düşmesine neden oldu.

Avrupalı müşterilerin fiyatlarda indirim yapılması taleplerini ilk olarak reddeden Gazprom Almanya ve İtalya’nın da arasında bulunduğu bazı ülkelere 2012 yılında 3 milyar dolarlık indirim yaptı.