KPMG Türkiye Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, yüksek inşa ve işletme maliyetine sahip offshore santrallerin, karadaki santrallerden yüzde 25 daha fazla elektrik üretebileceğini belirtti.

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın, Türkiye’nin ilk offshore rüzgar santrali için bu yıl ihale planlandığını açıklaması sektörü hareketlendirdi. KPMG Türkiye Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, Türkiye’de kurulması olası deniz üssü rüzgar santrallerinin kapasite kullanım oranlarının yüzde 50 olarak hesaplandığını söyledi.

Bilirgen, dünyada ticari olarak 2000’lerin başında Danimarka’da kullanıma giren deniz üstü santrallerin yakında Türkiye’de de görülmesi olasılığının güçlendiğini kaydetti. Bilirgen, offshore rüzgar santralleri ile ilgili şu bilgiyi verdi; “Türkiye’de şu ana kadar inşa edilmiş rüzgar santrallerinin toplam kurulu gücü yaklaşık 8 GW’tır ve bunun tamamı kara üzerinde kurulu (onshore) rüzgar santrallerdir. Offshore rüzgar santralleri dünyada da pek yaygın değildir. Avrupa’da işletmede olan rüzgar santralleri kurulu gücünün sadece yüzde 8’i (15 GW) offshore santrallerden oluşmaktadır ki Avrupa bu alanda dünyada öncü konumda bulunmaktadır, yani dünyanın geri kalanında bu oran yok denecek kadar azdır” dedi.

Offshore rüzgar santrallerinin yaygınlaşamamasındaki temel nedenin, bu santrallerin onshore rüzgar santrallerine göre daha yüksek inşa ve işletme maliyetleri olduğunu vurgulayan Bilirgen, “Bu nedenle dünyada öncelikle offshore ile yakın verime sahip onshore alanlarda rüzgar projeleri geliştirilmiştir. Yüksek inşaa ve işletme maliyetlerine karşın offshore alanlar, ortalama on-shore alanlara göre daha çok elektrik üretme potansiyeline sahiptir. Türkiye’de şu ana kadar kapasite kullanım oranı yüzde 40 civarında olan, yani rüzgarın güçlü ve sürekli estiği karasal alanlar rüzgar projelerinin geliştirilmesi için kullanıldı” dedi.

Bu alanların İzmir ve Çanakkale arasındaki bölge, Trakya ve Hatay taraflarında olduğunu belirten Bilirgen, şöyle devam etti: “Bu bölgelerin deniz taraflarında yapılan rüzgar ölçümlerinde kapasite kullanım oranlarının yüzde 50 civarında olabileceği hesaplanmaktadır. Bu, bölgede denize kurulacak rüzgar santrallerinin, karada kurulu olanlara göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla elektrik üretebileceği anlamına gelmektedir. 1MW kurulu güce sahip bir rüzgar santralinin yüzde 40 kapasite kullanım oranı yerine yüzde 50 kapasite kullanım oranı ile çalışması santralin bugünkü piyasa fiyatları ile yıllık yaklaşık 40 bin ABD Doları daha fazla gelir elde edebileceği anlamına gelmektedir. Offshore santrallerin yıllık yatırım ve işletme maliyeti farkı bu tutarın altında ise onshore santraller yerine yapılmaları tercih edilebilir” diye konuştu.

Ümit Bilirgen, Türkiye’nin rüzgar verimi yüksek karasal alanlarının hayli sınırlı olduğunu ve şu ana kadar alanların önemli kısmında proje geliştirildiğini hatırlatarak, “Rüzgar verimi düşük yani kapasite kullanım oranı yüzde 35’in altında olan karasal alanlarda proje geliştirmek ekonomik olarak mantıklı değil. Türkiye’de rüzgar verimi yüksek karasal alanların azaldığı göz önüne alındığında offshore rüzgar santrali projelerinin hayata geçmesi yakın görünüyor” diye konuştu.

1 Yorum

  1. Kapasite oranı %35 in altında olan Onshore verimli değildir demek doğru değil. Nasıl hesap yapıyorsunuz bilmiyorum ama, RES kurulu güce göre yıllık ortalama verimlilik zaten %35 in altında ve bunlar gayet güzel kâr elde ediyor. Türkiye’nin kurulu güce göre ne kadar RES den elde ettiği elektrik verimliliğini açıklarsanız memnun olurum. Esas sorun şu: Eğer biz Milli RES üretir hale gelirsek ilk maliyetler daha düşük olacağı için, ki %40’a yakın daha düşük, verimlilik % 20 lerde bile yatırımcı açısından İKTİSADİ KÂR elde edilir ve bu alana yatırım yapma cazibesi devam eder.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın