SETA Araştırma Direktörü ve Takvim Yazarı Hasan Basri Yalçın’ın direktörlüğünde düzenlenen ‘Enerji Yatırımları Finansmanı’ konulu panelde 2023’e kadar 25 milyar euro enerji kredisine ihtiyaç olacağı vurgulandı.

Enerji ve doğal kaynaklarda dışa bağımlılığın azalması ve arz talep dengesinin sağlanmasına yönelik Bakanlık’ın stratejisini takip ettiklerinin altını çizen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hasan Tuncay, “25 milyar euro civarında bir ilave finansmana sektörde ihtiyaç duyulacak. Türk bankacılık sektörünün 2017 sonu itibarıyla kullandığı toplam nakit krediler 2.1 trilyon TL’ye ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre enerjide kullanılan kredi ise 118 milyar TL seviyelerinde” diye konuştu.

Halkbank olarak bu sektöre kaynak ayırdıklarını vurgulayan Tuncay, şu an itibarıyla binin üzerinde firmaya toplam 15 milyar TL civarında enerji kredisi kullandırdıklarını ifade etti. “Sektör olarak yeni kaynaklar üretmek zorundayız” diyen Tuncay, “Biz banka olarak enerji sektöründe büyük özelleştirme ihalelerine destek verdik. Yeni santral yatırımlarını da destekledik. Bu çerçevede 7 adet enerji üretim tesisinin özelleştirilmesi, 8 adet enerji dağıtım şirketinin özelleştirilmesi esasında 2.4 milyar dolar nakit, 1.1 milyar dolar da gayri nakit kredi sağladık” dedi. Bankacılık sektörü olarak enerji sektörünü desteklemek istediklerine vurgu yapan Tuncay, “Enerji Türkiye’nin parlayan yıldızı. Bizim yurtdışından sağlamış olduğumuz ülke kredileri de var. Fransa Kalkınma Ajansı’yla 100 milyon euroluk kredi anlaşması imzaladık” ifadelerini kullandı.

Bankaların desteğinin sektörün gelişmesi adına büyük önem arz ettiğini ifade eden EY Türkiye Enerji Lideri Erkan Baykuş, “Bizim bankalarımız genelde teminatlı çalışma mantığıyla devam ediyor. Biraz proje finansmanı bu anlamda geliştirilebilir. Bankalarda biraz daha elini taşın altına koyarak projeleri iyi değerlendirip kredilendirme yapması sektörün önünü açar” dedi ve şöyle devam etti: “Dünyada 300 milyar dolara yakın proje finansmanı yapılmış. Bunun 180 milyar dolarlık kısmı enerjiye gitmiş. Enerji derken petrol ve doğalgazı da katıyorum. Yenilenebilir enerji finansmanı dünyada konvansiyonel enerji finansmanına yaklaşmış durumda. Doğu Avrupa’da 25 milyar dolarlık bir proje finansmanı yapılıyor. Böyle bir yatırım ortamı var. İşin sağlıklı yapılması için yatırımcı sözü geçen doğru tahminlerde bulunan danışmanlarla çalışmalı.”

Üretim yatırımlarında yabancı bankaların ilgisinin azaldığını söyleyen Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler, “Bankalar, parayı verenler ve yatırımcılar önünü görmek istiyor. Dolayısıyla bu kadar büyük bir pazarda ciddi bir cazibe var. Bütün dünyada büyümenin durduğu yerde bizim potansiyelimiz çok yüksek” diye konuştu. Doğalgaz piyasasının kolay olmadığını vurgulayan Zaimler, “Kolay bir mekanizma değil oralarda da özellikle fiyat oluşumunda bize sinyaller verecek piyasanın daha etkin çalışması için yöntemler gelişmesi lazım. Özellikle bugün bir doğalgaz santrali yapılmaya çalışılsa kimse finansman bulamaz. Yatırımcılar ve finansman kuruluşları hatta sanayi kuruluşları da bu işin sorumlu paydaşlarıdır. Sadece ucuz enerji ve işçilikle rekabetçi olamayız. Teknolojiyi ve verimliliği de koymamız, bunlarla istihdamı ve ihracatı birleştirmemiz lazım. Yoksa bu ne yatırımcıların, ne bankaların, ne de kamunun taşıyacağı bir risk değildir. Herkesin hep beraber riski yüklenmesi gerektiği bir modelin içindeyiz” diye konuştu.

Enerji deyince artık akla konvansiyonelden çok elektrik ve doğalgazın geldiğinin altını çizen Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler, “Doğru finansman modelleri bu işin doğasını doğru tanımlamaktan geçiyor. Enerji sektöründe hepimizin farklı bir tanımı var. Bunların kendi içinde farklı finansmana ihtiyacı var. Asıl amaç, vatandaşa kaliteli hizmet için bu yatırımı yapmak” diye konuştu. “Biraz daha inovatif finansmanlardan yararlanmamız lazım” diyen Zaimler, “Geriden baktığımızda özelleşme geçirmiş bir sektör var. Türkiye’nin nüfus artışı yüzde 1.1 ve kişi başı elektrik tüketimi çok hızlı artıyor. Yarın 9 milyar doların üzerine ne koysak yetmeyecek” dedi ve şöyle devam etti: “Kurumsallaşma ve şeffaflaşma önemli süreçlerden bir tanesi. Bugün ne mutludur ki sektörde birçok şirkette halka arzın artık bir çözüm olabileceğini konuşuyoruz. Bununla ilgili ilave girişimlerin olması çok önemli” dedi.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın