İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, ülkesinin, ABD’nin çekilme kararı aldığı İran nükleer anlaşmasından çekilmeye niyeti olmadığını söyledi.

Bakan, Washington seyahatinden döndükten 48 saat sonra Temsilciler Meclisi’nde yaptığı açıklamada, ülkesinin 2015 yılında İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Çin, ABD ve İran arasında imzalanan anlaşmada elde edilen kazanımları korumak için çalışacağını vurguladı. Johnson, İngiltere’nin nükleer anlaşmaya halen bağlı olduğunu ve ortak eylem planında bir taraf olarak kalabileceğini ifade etti. İngiliz Bakan, ülkesinin “anlaşmanın kazanımlarını korumak için kararlı bir çaba sarf edeceğini” belirtti.

İngiltere Başbakanı Theresa May de parlamentoda yaptığı açıklamada, “İran’ın bölgedeki davranışlarıyla ilgili bazı sorunlar olduğu konusunda hemfikiriz. Bu durumların ele alınması gerekiyor. Avrupalı ve diğer müttefiklerimiz ile bunların üzerinde çalışıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Boris Johnson, Washington’daki üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği başarısız görüşmelerin ardından İngiltere Parlamentosu’nda yaptığı açıklamada ABD’ye, İran’la nükleer anlaşmanın diğer ülkeler açısından uygulanmasını engellememe çağrısında bulundu. Anlaşmanın İngiltere güvenliği açısından “hayati bir önem taşıdığını” söyleyen İngiliz Bakan, ABD Başkanı Donald Trump’ın şu an, yeni bir çözüme ulaşmak için planını açığa kavuşturma sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Johnson, nükleer anlaşmanın kazanımlarını da koruyarak, İngiltere’nin bu çabaları desteklemeye hazır olduğunu açıkladı.

Theresa May hükümetinde nadir görülen bir adımla muhalif İşçi Partisi de ABD kararını kınayan Dışişleri Bakanı Johnson’un tavrına katıldıklarını ifade etti. BBC’nin haberine göre Parti, Washington’ın anlaşmadan çekilmesini “umursamaz”, “mantıksız” ve “diplomatik sabotaj” olarak nitelendirdi.

Üst düzey Muhafazakar Parti milletvekilleri ise, Trump’ın “zayıf” olarak gördükleri nükleer anlaşmadan geri çekilme kararını memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu. Eski Başbakan David Cameron hükümetinde Savunma Bakanı olarak görev yapan Michael Fallon, “Anlaşma, İran’ın davranışlarını kısıtlamak yerine rejime, başta Yemen olmak üzere Suriye ve Irak’a müdahale etme konusunda mali özgürlüğünü kullanma izni verdi” ifadelerini kullandı. Eski bakanlardan Robert Halfon da İngiltere’nin “İran’ı rahatlatmak” yerine ABD’ye destek vermesi gerektiğini söyledi.

Öte yandan Londra, İran’ın iki durumda anlaşmada kalacağını ifade etti. Bu çerçevede ilk durumun, Tahran’a olası yeni müzakere masasında yer verecek diplomasi, ikinci durumun ise ekonomik açıdan Avrupa yaptırımlarından kaçınmak olduğu belirtildi. İngiliz yetkililer, Avrupalı şirketleri nükleer anlaşma kapsamında İran ile ticareti sürdürmeye teşvik etmeye çalışsa da, Washington’ın sert yaptırımlar uygulama tehdidinden sonra konumlarını yeniden gözden geçirme yoluna girdi. İngiltere Başbakanı Resmi Sözcüsü, İngiltere’nin İran ile ticareti geliştirmek üzere çalışmaya devam ettiğini açıkladı. Ancak şirketlerin, ABD yaptırımlarının sonuçlarını incelemek veya konuya dair yasal öneri almak isteyebilecekleri belirtildi.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın