Artan enerji maliyetleri, ekonomisi petrole dayalı ülkeleri bir nebze sevindiriyor. Ancak bizim gibi petrol ve doğalgaz ithalatı yapan ülkeleri düşündürüyor. Diğer taraftan enerji kaynağı yeterli veya yetersiz birçok ülke, çevre kirliliğini de hesaba katarak henüz küçük adımlarla bile olsa başta güneş, rüzgar, jeotermal, dalga ve akıntı gibi alternatif alanlardan kullanılabilir enerji üretme çabasında.

Dünyada fosil yakıtları en fazla kullanan ABD ve Çin… ABD’nin günlük petrol tüketimi 18 milyon varil. Yıllık doğalgaz tüketimi 740 milyar metreküp. Çin’in günlük petrol tüketimi 9 milyon varil. Yıllık doğalgaz tüketimi ise 160 milyar metreküp. Üçüncü sıradaki Japonya’nın günlük petrol tüketimi 4.5 milyon varil… Yıllık doğalgaz tüketimi ise 120 milyar metreküp

Sıralamayı daha fazla uzatmadan Türkiye’nin fosil yakıt kullanımına bakalım… Ülkemiz günlük sadece 500 bin varil petrol tüketiyor. Doğalgaz tüketimi ise yıllık 50 milyar metreküp.

ABD, Çin, Japonya, Hindistan, Rusya, Suudi Arabistan, Brezilya, Almanya, Güney Kore dünyada çıkan petrolün yüzde 80’ini tüketiyor. Geri kalan yüzde 20’lik kısmı diğer ülkeler harcıyor. Doğalgaz tüketiminde de sıralama aşağı yukarı aynı.

Çevre kirliliği ve beraberinde ciddi iklim değişikliklerine yol açacağı tahmin edilen sera gazı etkilerinin yüksek olduğu ülkeler de aynı… ABD kişi başına sera gazı salınımı 16.2 tonla birinci. Rusya 12.2 tonla ikinci. İki ülkenin peşinden 8.9 tonla Almanya geliyor. OECD ortalaması ise 9.5 ton. Türkiye’de kişi başı sera gazı salınımı 6 ton.

Malum, karbon dioksit (CO2), Metan (CH4), Nitröz Oksit (N2O) gibi gazlarından oluşan ve atmosferde ısı tutma özelliğine sahip bileşiklere sera gazı deniyor. Ayrıca bu gazlar asit yağmurlarına dönüşebiliyor.

***

Tabii en fazla fosil yakıt kullanan ülkeler genelde gelişmişler… Dünyayı en fazla kirleten de onlar… Söz konusu kirlenmenin faturası, insanlığa sera gazı etkisi ve iklim değişiklikleri olarak yansıyor. Fakat söz konusu ülkeler ünlü Kyoto anlaşmasından fersah fersah kaçıyor. New Climate Economy raporuna göre dünya o kadar tedbire rağmen 2050 yılına kadar mevcut sera gazı etkisinin ancak yüzde 13’ünü azaltabilecek.

Çünkü, fosil yakıtlara sağlanan destek oldukça yüksek… Overseas Development Institute ve Oil Change International tarafından hazırlanan raporlara göre, G20 ülkeleri fosil yakıtlara yönelik teşvikler için yılda 460 milyar dolar harcıyor.

Gidişat gösteriyor ki, dünya fosil yakıtlar bitinceye kadar çevreyi kirletmeye devam edecek.

Kimsenin anlayamadığı şu… Bilemediniz ömrü 100 yıl olan fosil yakıtlara her yıl niçin yarım trilyon dolar teşvik ayrılır?.. Teşviklere harcanan bu para yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesi için kullanılsa daha verimli ve insanlık hayrına bir yatırım olmaz mı, buyurun siz cevaplayın!

İnşallah yanlış anlaşılmaz… Mesela teşviklerle ilgili son örnek bizdeki akaryakıt fiyatları artışına uygulanan ÖTV düzenlemesi… Yüksek derecede enerji ithal etmek zorunda olan Türkiyemiz, son dönemdeki petrolde varilin 80 dolar seviyesine çıkmasına karşılık akaryakıt fiyatlarına ÖTV üzerinden geçici bir sübvanse yolu buldu. Benzin ve motorin fiyatları sabitlendi. Petrol fiyatlarına bağlı artışlar, benzin ve motorinin litresine yansımasa da sübvanse kararından bugüne kadar, fiyatlar üzerinde ortalama 25 kuruşu bulan bir yük oluşturdu.

Bütün dünya gibi, fosil yakıtları destekleyelim, başka çare yok, tamam da… Madem mezkur fiyat artışları az vergi alınarak karşılanıyor. Hiç değilse bütçeden karşılanan kısım yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım sermayesi olamaz mı?

***

Fosil yakıtlara her yıl yaklaşık 35 milyar doların üzerinde fatura ödeyen Türkiye’miz, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Alanları (YEKA) açısından yeterince zengin… Bilhassa güneş, bulunmaz bir nimet.

Fakat batı, teknolojik üstünlüğü sebebiyle alternatif enerji kaynaklarında, bizden düşük potansiyele sahip olmasına rağmen, kullanımda daha iyi durumda. Adamlar fosil yakıtlara ciddi teşvikler ödüyor ancak yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmekten de geri durmuyor.

İşte aradaki açığı kapatmak isteyen ülkemiz gelecek 10 yıl için 20 bin megavat (yaklaşık 24 milyon evin elektrik ihtiyacı) güneş ve rüzgar enerjisi hedefiyle çalışıyor. Hedef gerçekten büyük. Söz konusu hedefin sadece kamu ve şirketlere mâtuf değil, kanaatimce tüm toplumda yaygınlaşması için tedbirler alınmalı.

Diğer taraftan ülkemizde Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği (LÜY) çerçevesinde yenilenebilir enerji kaynaklarıyla 1 megavata kadar lisanssız elektrik üretimi gerçekleştirilebiliyor. Başta da güneş geliyor. 1 megavatın 1000 kilovat olduğunu belirteyim…

Mesela devlet lisanssız güneş enerji santrallerinden üretilen 1 kilovat elektrik enerjisi için 10 yıl süreli 13.3 dolar fiyatla alım garantisi veriyor. Hele hele doların 4.5 liraya yükseldiği bu dönemde yenilenebilir enerjiye (YEKA) dair yatırımların ne kadar cazip olduğu ortaya çıkıyor.

Bana sorarsanız, dolar fiyatlarındaki artışı, güneş enerjisi yatırımları için havadan gelen bir teşvik olarak fırsata çevirmek lazım!

Hesabını yapın, kârda olduğunuzu göreceksiniz!

Sedat Yılmaz / Yeni Akit

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın