Türkiye’nin enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla mayıs ayında yola çıkan çiçeği burnundaki Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Dr. Değer Saygın umutlu.

“Enerji dönüşümünü gerçekleştirmek için iyi potansiyelimiz var.  2026 yılına kadar kurulu rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesi 40 bin MW’a çıkartabiliriz”diyor.

Önce Shura ile ilgili bir bilgi.

Üç kurucu ortağı var:

Avrupa İklim Vakfı (European Climate Foundation), Almanya’nın enerji konusundaki en etkin düşünce kuruluşu Agora Energiewende ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM).

Peki adını nereden alıyor?

Ortadoğu’nun mitolojik rüzg^ar tanrısı Shu ile güneş tanrısı Ra’dan.

Aynı zamanda, çok paydaşlı bir müzakere zemini anlamındaki “şura”ya da atıfta bulunuyor.

Nitekim Shura Enerji Dönüşüm Merkezi’nin danışma kurulu yatırım, finans, teknoloji, dünyasının liderlerinin yanı sıra akademi, düşünce kuruluşları ve STK temsilcilerini bir araya getiriyor.

Yani özel sektörü, akademiyi ve STK’ları yan yana getiriyor.

TÜRKİYE’DE İLK KEZ YAPILAN ÇALIŞMA

Shura’nın Direktörü Dr. Saygın 2013 ile 2017 yılında Uluslararası Yenilenebilir Ajansı’nda (İRENA) çalışmış.

Ajansın, küresel “Yenilenebilir Enerji Yol Haritası”nı geliştiren isim.

 Sohbetimizde, “Amacımız, Türkiye’nin enerji sektörünü ekonomik, teknolojik ve politikalar açılarından değerlendiren araştırmalar ve analizlerle enerji dönüşümü tartışmalarına ortak bir zemin yaratmak” diyor.

Benzer oluşumların Agora ve ECF’nin desteğiyle Meksika, Endonezya, Brezilya, Polonya gibi ülkelerde hayata geçtiğini söylüyor.

2012 yılında Berlin’de kurulmuş olan Agora, enerji dönüşümü dendiğinde hem Almanya, hem Avrupa Birliği’nde sözü geçen, “know-how” getiren uzman bir kurum.

Güneşli günleri sayılı olan Almanya’nın Avrupa güneş enerjisi şampiyonu olmasında payı büyük.

Değer Saygın, enerji dönüşümü için iki önemli faktörden söz ediyor.

Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji.

Yenilenebilir enerjiyle ilgili geçtiğimiz mayıs ayında Shura’nın açılış toplantısında kamuoyu ile paylaştıkları bir analize değiniyor.

“Türkiye ölçeğinde ilk kez gerçekleştirilen çalışma, yenilenebilir kaynakların elektrik iletim şebekesine entegrasyon seçeneklerini mercek altına alıyor” diyor.

EK MALİYETE GEREK YOK

“Bu çalışmanın sonucu heyecan verici zira Türkiye, rüzg^ar ve güneş enerjisinde gerçekleşmesi öngörülen artışı TEİAŞ’ın 2026 yılına kadar planladığı iletim şebekesine yatırımına ek bir maliyet gerektirmeden iki katına çıkarabiliyor” diye konuşuyor.

Yani Türkiye’nin 2026 yılında rüzg^ar ve enerji kurulu gücünü 40 bin MW’a çıkarmasının elektrik sistemi altyapısına büyük bir etkisi yok.

Dr. Saygın “Yenilenebilir enerji gelişimiyle ilgili bu detaylı çalışma Türkiye’nin enerji sisteminde büyük ölçekli bir dönüşüme ışık tutabilir” diyor.

“Bana göre, sistem operatörü, kamu kurumları, enerji planlayıcıları ve yatırımcılar için çığır açacak bir çalışma” diye ekliyor.

Türkiye’de enerji sektörünün daha düşük karbonlu düzeye geçmesi için bugünkü performansının üzerine çıkması gerektiğine dikkat çeken Değer Saygın “toplam elektrik üretiminin yüzde 7’si rüzg^ar ve güneşten geliyor. Geçen yıla göre yüzde 1 artmış.  Yenilenebilir enerjide hızlanmamız gerek” diye konuşuyor.

Yüzde 7’lik oranın 90 bin kişinin istihdamı anlamına geldiğini söylüyor.

Yenilenebilir enerji istihdam için önemli.

Gila Benmayor / Hürriyet

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın