İran’ın halihazırda denizlerde dolaşan mega petrol tankerlerinden oluşan bir filosu var. Görünüşe göre bu filo, ABD yaptırımlarının devreye girmesinden önceki son altı haftalık seferlerini gerçekleştiriyor. Çeşitli kaynaklar birkaç gün önce denizde gözlemlenen ve her birinin yükünün iki milyon varile ulaştığı tahmin edilen on büyük İran gemisinin ortadan kaybolduğunu fark etti. Hiç kimse nerede olduklarını bilmiyor. Düşmanlarının kendilerini gözlemesini ve takip etmesini önlemek için radar ve sinyal cihazlarını kapattıkları düşünülüyor.

Kovalamaca başladı ve İran saklambaç oyununa döndü. Tahran, ABD yaptırımlarının kılıcının gölgesinde yasak petrolü almayı sürdüren alıcıların kimliğini gizli tutmak için petrol satışı hareketlerinin gözlemlenmesini engellemeye çalışıyor.

Petrol en önemli silahlardan biridir. Bu nedenle petrol şirketleri yönetimi politikacılara devretmek zorunda kaldı . Zira İran rejimi ülkesinin yönetimi konusunda büyük ölçüde petrole güveniyor. Bütçesinin yaklaşık yüzde 50’sini petrol ihracatı, yüzde 30’dan fazlasını da yine petrolün büyük bir rol oynadığı harç ve vergiler karşılıyor. Buna ek olarak ekmek ve ucuz yakıt gibi halkın temel ihtiyaçları da petrolden elde edilen dolarlarla sağlanıyor. Aslında bu durum bölgedeki petrol ihracatçısı tüm ülkeler için geçerli. Ama sadece yalnız ve yasaklı İran, ABD yaptırımları nedeniyle günlük iki buçuk milyon varil petrolünü satmakta zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

Her ne kadar alıcının kim olduğu, satış miktarı, ödeme şekli, yaptırım düzeninin ne kadar ihlal edildiği bilinmesin diye radar ve sinyal cihazlarını kapatmış olsalar da hayalet tankerler, yer ve uzay gözlem araçları aracılığıyla takip edilmeye devam edilecek. İran ham petrolünü kendi rafinelerinde işledikten sonra dünya pazarına arzını sağlayabilecek Rusya’ya satmayı umuyor. Bu şekilde Çin’e de petrol satabilecek.

Büyük petrol üreticisi ülkeler, İran petrolünün yasaklanmasından doğacak açığı kapatmak, korku ve dedikoduların fiyatları yükseltmemesini ve küresel ekonomiyi vurmasını engellemek için yaptırımlar devreye girmeden önce hazırlıklar yapıyor. Zira petrol ABD’nin olduğu gibi İran’ın da silahı. İran kendisine uygulanacak yaptırımların fiyatların yükselmesine neden olmasını umuyor. Gerçekten de şimdiden petrolün varil fiyatı 80 dolara yükseldi ve 100 dolara ulaşması da ihtimal dışı değil. Unutmayalım ki on yıl önce petrol fiyatları 140 dolara ulaşarak rekor kırmıştı. Petrol fiyatlarının yükselmesi ABD’yi geri adım atmaya zorlayarak elindeki en önemli silahın geri tepmesine neden olabilir. Sadece Suudi Arabistan, alıcıların ihtiyaçlarını karşılayarak, dolayısıyla fiyatları kontrol altına almaya ve İran’ın korku ve fiyatların yükselmesi senaryosunun başarısız olmasını sağlayarak İran’ı yenebilir.

Ama yine de hızlı bir sonuca ulaşmakta acele etmemeliyiz. Çünkü İran, gelirleri azalsa bile nükleer programından ve dış askeri müdahalelerinden vazgeçmek gibi ABD’nin kendisine dayattığı 12 şarta boyun eğmeyi reddedebilir. Dolayısıyla durum o kadar da basit değil. İran; radikal, dinci, ideolojik, güvenlik ve askeri özelliklere sahip bir rejimdir. Düşünme tarzı, uzun yıllar kendisine uygulanan ekonomik yaptırımlar nedeniyle halkının karşı karşıya kaldığı sıkıntılara ve zorluklara rağmen sadece yönetimdekileri finanse etmekle yetinerek inatla geri adım atmayan Baasçı Saddam Hüseyin’in rejimine benziyor. Kuşkusuz İran rejimi, bir yandan kurtuluşu bekleme stratejisini benimserken diğer yandan bunun acısını ve ceremesini çekmeyi de insanlara bırakacak.

Buna rağmen karşı taraf, yani Washington, Hamaney rejiminin gelirlerinin azalmasının askeri gücünü gerileteceğini ve onu içeriden zayıflatacağını biliyor. İşte tam bu noktada bekleme, herkesin katıldığı bir oyuna dönüşüyor ve İranlı liderlerin oynadıkları kumar kendileri için bir tehlike oluşturuyor.

Abdurrahman Raşid / Şarkul Avsat

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın