Türkiye enerji ticaret merkezi olabilir mi? Sorusu son dönemlerde en çok sorulan sorulardan birisi. Geçen pazartesi günü TürkAkım projesinin deniz kısmının tamamlanması Türkiye’nin enerjide ticaret merkezi olma rolüne katkı sağlar niteliktedir.

TürkAkım, TANAP, TAP ve belki de Doğu Akdeniz’deki kaynakların uluslararası pazarlara taşınmasına öncülük edecek yeni büyük projeler, Türkiye’nin enerjide ticaret merkezi olma sürecine nasıl katkı sağlayacağı üzerinde önemle çalışılması gereken başlıklardır.

TÜRKİYE NASIL ENERJİDE TİCARET MERKEZİ OLABİLİR?

Son yıllarda Türkiye, başta doğalgaz projeleri olmak üzere, küresel enerji meselelerinde sürekli gündemde olan bir ülke. Türkiye, toprakları üzerinden sadece boru hatları geçen bir ülke olmak yerine, enerji arz eden ve talep eden ülkeler arasında bir köprü olmak ve bu konuda inisiyatif sahibi olmak istiyor. Zira, topraklarından boru hattı geçen Ukrayna, kendisine alternatif olabilecek bir ülke bulunduğunda nasıl gözden çıkarılabileceğini açıkça tecrübe etmektedir. Dolayısıyla Türkiye böyle bir tecrübeyi yaşamak istememektedir.

Bu nedenle Türkiye, doğalgaz boru hatları için potansiyel bir kavşak konumundadır. Türkiye’nin, kaynak ülkelerin vazgeçilmezi ve bu ülkelerin doğal kaynaklarını transfer etmeleri için sahip oldukları en avantajlı güzergah olduğu gerçeği, artık kabul görmüş bir gerçektir.

Diğer yandan, Türkiye’nin kaynak ülkelerden gelecek doğalgazı doğrudan transfer etmek yerine bu gazı Türkiye’de depolaması, en az doğalgazın transferi kadar, üzerinde durulması gereken diğer bir noktadır.

Doğalgaz kaynaklarına sahip olan ülkelerin sahip oldukları bu kaynağı bir an evvel üretip talep eden ülkelere ulaştırma gayretleri dışında, piyasanın talep ettiğinden arta kalan doğalgazın belli miktarının depolanması da önemlidir.

Yeni dönemde kurulacak enerji denkleminde doğalgazın kaynak ülkelerden uluslararası piyasalara taşınmasında Türkiye’nin rolü hayatidir. Çünkü, yeni kurulan enerji denkleminde transfer ülke statüsündeki diğer ülkeler, denklemde sürekli değişken bir pozisyonda yer alıyorlar. Dolayısıyla Türkiye artık bu denklemde sabit bir değişken, yani stratejik konumu itibariyle bu denklemin vazgeçilmezidir.

Üzerinde önemli durulması gereken bir diğer husus ise enerji arz güvenliğidir. Enerji kaynağının sürekliliğini belirleyen enerji arz güvenliği ne kadar önemliyse, enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara taşınmasında kaynak ülkeler için talep güvenliği hususu da bir o kadar önemlidir.

Çünkü kaynak ülkelerin sayısının artması ya da doğalgaz arzının artması, bu kaynakları piyasaya sunan ülkeler açısından yeni pazar arayışını gündeme getirecektir. Türkiye gibi transit ülkeler, bu yeni enerji denkleminde önemli bir rol üsteleneceklerdir.

DOĞU AKDENİZ’DE YENİ DENGELER

Türkiye’nin hayata geçirdiği ve geçireceği yeni projeler Doğu Akdeniz’deki dengeleri nasıl değiştirecek? Doğu Akdeniz’de aktör olmak isteyen ülkeler, Türkiye’nin jeo-stratejik konumunun sunduğu imkânları kullanmasını kabul edecekler mi?

Türkiye, bir yandan hakkı olan enerji kaynağına ortak olmak isterken diğer yandan bu kaynakların transferinde de merkez ülke olmayı istemektedir. Bu çabalar, diğer bölge ülkeleri açısından nasıl yorumlanacak ve ne ifade edecek?

Bütün bunların Türkiye’nin, enerjide ticaret merkezi olma sürecini, doğrudan etkileyeceği aşikardır.

Böyle bir tabloda; Doğu Akdeniz’deki asıl kavganın sebebi de bu değil midir?

Erdal Tanas Karagöl / Yeni Şafak

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın