Yaşadığımız çağın gereği olarak kullandığımız telefonlardan tutun da mutfak eşyalarına, hatta oturduğumuz evlere kadar her şeyin başına “akıllı” kelimesinin eklendiğini görmekteyiz.

Son yıllarda ise söz konusu kelime yaşadığımız şehirlerinde başına eklenmeye başlanmış ve “akıllı şehir”, “akıllı kent” şeklinde yeni şehir kavramları ortaya çıkmıştır.

Şehir kaynaklarının daha etkin kullanımını ve o yörede yaşayan insanlara daha iyi hizmet sunumunu hedefleyen bu kavram, aslında bir modernleşme çabası ya da insana ve doğaya zarar veren çirkin şehirleşme, gürültü, çevre kirliliği gibi faktörlerin asgariye indirilmesinde teknolojiden yararlanmayı ifade etmektedir.

Akıllı şehir kavramını başına “akıllı” kelimesi getirilmiş unsurların dışında, yalnızca teknolojik bir olgu şeklinde değerlendirmek de yanlış olur.

Akıllı şehirler sadece teknolojik açıdan gelişmiş şehirler değil; yaşanabilirlik, erişim, trafik ve çevresel sorunlardan arınmış ve bu uğurda tüm paydaşların birlikte hareket ettiği şehirler olarak da düşünülmelidir.

**

Belediyelerin gayesi vatandaşlarını yaşatabileceği en iyi konforu sunmak, kaynaklarını akıllıca kullanarak insanların tutkuyla bağlanabileceği bir yaşam alanı oluşturabilmektir.

Şehirlerin büyümesi ile bazı yan etkiler (negatif dışsallıklar) de açığa çıkmaktadır. Trafikte geçen saatler, hava kirliliği, temiz su bulamama, çöp ve atık yönetimindeki sıkıntılar vs.

Yine küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin temel belirleyeni sera gazı salınımının yaklaşık yüzde 80’i şehirlerde açığa çıkmaktadır.

Türkiye’nin, dünya ortalamalarının üzerinde bir şehirleşme oranına ulaştığı göz önüne alındığında, akıllı şehir modellerinin ülkemiz açısından özellikle yaklaşan mahalli idare seçimleri öncesinde gerek siyasi parti liderlerinin gerekse de belediye başkanı adaylarının ajandalarında bulundurmaları gereken öncelikli bir konu olmalıdır.

**

Enerji kaynaklarının kıt olduğu ve giderek azaldığı, buna karşılık enerji ihtiyacının ise giderek arttığı dünyamızda (enerjisiz bir yaşam kesiti hayalı bile zor), mevcut kaynaklar verimli kullanılmadığı taktirde bir takım kesintilerin ya da yüksek enerji fiyatlarının kaçınılmaz olduğu bir gerçek.

Bu gerçek ülkemiz için de geçerli (Türkiye’nin artan enerji ihtiyacı yanında önemli düzeyde yurtdışı enerji bağımlılığı da var).

Ancak enerji ihtiyacı her gecen gün artan ülkemizin (diğer gelişmekte olan ülkelerdeki gibi) şehircilik anlamında gerekli atılımları yap(a)madığını görmekteyiz.

Oysa gelişmiş ülkeler akıllı şehirler anlamında büyük atılımlar yapmışlar.

Örneğin Amsterdam’da Schiphol Havalimanı şehrin kanalizasyon atıkları sayesinde ısınmaktadır. Bazı hastane ve stadyum çatılarına inşa edilen enerji panelleri ilgili yapıların enerji ihtiyacı tamamen karşılamaktadır.

Günümüzde enerjinin yüzde 40’ının binalarda tüketildiği, yakın gelecekte bunun yüzde 60’a ulaşacağı düşünüldüğünde yukarıda bahsi geçen projelerin ne kadar önemli olduğu daha açık anlaşılabilir.

Enerji ihtiyacının yanı sıra şehirleri engelliler açısından daha yaşanabilir kılma amacıyla bir mobil aplikasyon geliştirilmiş. Bu aplikasyon ile tekerlekli sandalye ile hangi yolların daha kolay kullanılabileceği öğrenilmektedir.

**

Yine ülkemizde sürekli yeni yollar, kavşaklar inşa edilerek çözülmeye çalışılan trafik sorunu bilgi teknolojilerinden yararlanmak suretiyle çok daha az maliyetle ve daha hızlı çözüme kavuşturulabilir.

Öyle ki, şehrin belirli bölgelerine yerleştirilen sensörler sayesinde hız ve konum, araç sayısı gibi bilgiler toplanarak anlık alternatif çözümler oluşturulabilir.

Gerektiğinde trafik yoğunluğuna göre sinyalizasyon süreleri (trafik ışıklarının yanma süreleri) değiştirilip akış hızlandırılabilir. 2015’te dünyanın en iyi akıllı şehri seçilen Seul’de trafik sorununu bu şekilde çözen şehirlerden biri.

Yine, ABD’de Columbus, Kansas City, Pittsburgh ve Boston gibi şehirler de bu alanda atılım yapmış şehirlerden bazıları.

Bu uygulamalar şehir ile vatandaşın sürekli iletişim halinde kalmasını sağlama yanında, özel sektöre inovasyon yapma imkanı da vermektedir.

ABD’de bu kapsamda oluşturulan açık kaynak veri merkezleri birçok teknoloji firmasının güçlenmesine vesile olmuştur.

**

Yerel ekonomilerin teknolojiden yararlanarak geliştirilmesi, yaşam alanlarında gürültü ve kirliliğin azaltılması, vatandaşa sunulan hizmet kalitesinin iyileştirilmesi, ulaşım ve enerji başta olmak üzere kentsel sistemlerin verimliliklerinin artırılması gibi 4 temel ayağı olan akıllı şehirler geliştirilirken vatandaşların bu sürece katılımını sağlamak ve beklentilerini anlamak da son derece önemlidir.

Seçim sürecinde öne çıkartılması gereken gündem; daha az kaynak kullanarak, çevreci, inovatif, ileri teknolojiden yararlanan ve hayatı kolaylaştıran yaşanılabilir şehir kapsamında neler yapılabileceği olmalıdır.

Burada akıllı şehirler için asıl önemli olanın bu süreci yönetecek, vizyonu geniş, küresel düşünüp yerel hareket edebilme kapasitesi olan akıllı (!) belediye yönetimlerinin göreve gelmesidir.

Ahmet Ulusoy / Yeni Şafak

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın