Yorum: Bor madeni Türkiye’nin zenginleşmesine katkı sağlar mı?

Son dönemlerde ismini çok sık duyduğumuz bor madeninin dünyadaki en yüksek rezervine %73’lük bir seviyeyle ülkemiz sahiplik etmektedir. Türkiye’den sonra dünyada en yüksek bor rezervi Rusya, Güney Amerika ve ABD’de bulunmaktadır.

Aslında, bor madeninin geçmişi oldukça eski dönemlere ve medeniyetlere uzanmaktadır. İlk olarak 4000 sene önce ortaya çıkartılan bu maden, yine ilk kez Tibet’te kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde Hititliler ve Sümerliler tarafından gümüş ve altın işçiliğinde kullanılan bor madenini Araplar ilaç, Eski Yunanlılar temizlik, Romalılar cam ve Mısırlılar mumyalama ile alakalı işlerde kullanmışlardır. Yani son dönemde fazlasıyla ismini duysak da aslına bakarsanız bu maden eski dönemlerde de sıkça kullanılmaktaydı.

Günümüze gelindiğinde, özellikle ham madde kaynaklarının hızla tükenmesi ve sanayinin birçok dalında kullanılması sebebiyle borun önemi her geçen gün artmaktadır. Bakıldığında, tarım, temizlik, metalurji, seramik, ahşap koruma, cam, yalıtım, tekstil tipi fiberglass, sağlık, enerji gibi önemli birçok alanda bor madeni kullanılmaya başlanmıştır.

Bugün Türkiye’de kullanılan bor madeninin %36’sı cam, %31’i seramik, %9’u temizlik- deterjan, %7’si tarım, %4’ü tutkal, %14’ü ise diğer alanlarda kullanılmaktadır. Sektörel bazda dünyada da benzer bir durum söz konusudur. Bakıldığında dünya bor tüketim dağılımını; %47 cam, %16 tarım-gübre, %15 seramik, %2 temizlik ve deterjan ve %20 diğer sektörler oluşturmaktadır.

Türkiye’de bor ve bor ürünlerinin üretilmesi, işletilmesi ve pazarlanması faaliyetlerini gerçekleştirme görevi 2840 sayılı Kanunla Eti Maden’e verilmiştir.

Bu doğrultuda Eti Maden, son kullanıcıya yönelik bor içerikli ürünler üretilmesine (deterjan, gübre, cam elyafı v.b.), ileri teknoloji bor ürünlerinin üretim yöntemlerinin belirlenmesine ve üretilmesine yönelik olarak çalışmalar yapmaktadır.

Yapılan çalışmalar neticesinde, tarım alanlarında verimi en üst seviyeye taşıyan “Etdot-67” ve borlu temizlik ürünü “Etimatik” ürünleri geliştirilmiştir. Yakın zamanda Etimatik, “Boron” markasıyla piyasaya temizlik deterjanı olarak sürülmüştür.

Bu ürünlerden Etidot-67, böcek ilacı ve ahşap malzemeleri mantar gibi zararlı organizmalardan korumak amacıyla da kullanılmaktadır.

Diğer taraftan ikinci 100 günlük icraat programında yer alan “tarım sektörü için üç yeni bor gübre geliştirilmesi” çalışmalarında da sona gelindi. Bu sayede, tarımda mikro besleyici olarak kullanılan bor ile ürün verimliliği %20’ye kadar artabilecek.

Bilindiği üzere kömür, petrol gibi enerji kaynakları doğal yaşamı, çevreyi, insan sağlığını ve ülke ve dünya ekonomilerini olumsuz anlamda etkileyebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bor; sürdürülebilir, yenilenebilir, çevreye ve doğal yaşama duyarlı alternatifler oluşturarak enerji sektöründe önemli bir konumda yer alabilir.

Ancak, halk arasında borun özellikleri tam bilinmemektedir. Günümüzde birçok kişi bor madeninin, petrolün veya doğalgazın alternatifiymiş gibi doğrudan bir enerji kaynağı olarak düşünmektedir. Hâlbuki bor bir enerji kaynağı değildir. Ancak, bir bor türevi olan sodyum bor hidrür, yakıt pillerinde hidrojeni üretebilen ve depolayan bir malzeme olarak kullanılabilmektedir.

Borun şu ana kadar ihracatı ve üretimi oldukça düşük olduğundan dolayı ülkemize var olan getirisi de düşüktür. Fakat, ürün çeşitliliğinin ve kullanımlarının artmasıyla, gerek ithalatımıza gerekse ihracatımıza önemli katkı yapacağı şüphesizdir. Özellikle katma değeri yüksek ürün üretimi, ihracat düzeyimize önemli katkı sunacaktır.

Bor madenini işleyecek teknolojik alt yapımız olmadığı için batılılar bizden aldığı bor madenini işleyip çok daha uçuk rakamlarla hem bize hem de dünyaya satıyor. ABD ve Avrupa’daki ülkelerin bu sektörde bizim sırtımızdan para kazanmasını önleyecek önemli hamleler yapılmaktadır.

Son dönemde bu alanda önemli gelişmeler olmaktadır. Örneğin; Eti Maden ile dünyanın bor teknolojileri alanında en büyük firmalarından biri olan Çinli Dalian Jinma ile işbirliği protokolü imzalandı. Bu protokol ile Balıkesir’de yüksek teknoloji bor karbür üretim tesisi kurulacak. Bu sayede bor karbür, madenden çıkan borun katma değerini 2 bin kata kadar artıracak bir teknoloji. Hammadde olarak tonu 200 dolar iken, yüksek teknolojili ürüne dönüştüğünde yaklaşık 400 bin dolara kadar çıkan bir katma değer söz konusu.

Zira işlendikten sonra bor kat kat değer kazanıyor. Bu ülke ekonomisi açısından büyük bir kazanç ve avantajdır. Bu önemli kaynak ülkemizin değeridir.

Böyle önemli bir kaynağı işlememiz için gerekli teknolojik yatırımların yapılması şart. Ayrıca bor madenin işlenmesi ve gelişmesi için Türk işletmelere daha fazla destek ve teşvik verilmelidir.

Borun kullanım alanı arttıkça ve bor bileşenlerinin ileri teknoloji ile üretilen ürünlerde oluşan yeni kulanım alanları ortaya çıktıkça, bor madeni gelecek yıllarda, petrolde olduğu gibi milletlerarası mücadeleye neden olacak bir maden konumuna gelecektir. Onun için bor madeni çalışmalarını zaman kaybetmeden daha da hızlandırmak gerekecektir.

Şahap Kavcıoğlu / Yeni Şafak